MZ Danışmanlık
By - mzdanismanlik23

İşçinin, Başka Bir İşveren ile İş Görüşmesi Yaptıktan Sonra 15 Yıl 3600 Gün Gerekçesiyle İş Sözleşmesini Feshi

08/09/1999 tarihinde yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile emeklilik yaşı kademeli olarak erkeklerde 60, kadınlarda ise 58 olarak belirlenmiş ve prim ödeme gün sayıları da artırılmıştır. Ancak mevzubahis Kanun ile yaşlılık aylığı için yaş dışındaki diğer şartları sağlayan işçilerin, kendi istekleri ile işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatına hak kazanacakları hükmüne yer verilmiştir. 4447 sayılı Kanunun bu düzenlemesi ile emeklilik yaşı artırılmasına rağmen kıdem tazminatı alınmasının koşulları hafifletilmiştir.

4447 sayılı Yasaya göre; 08.09.1999 tarihinden önce ilk defa sigortalılığı başlamış kişiler için 3600 prim günü ve 15 yıl sigortalılık şartı, sigortalılığı ilk defa 08.09.1999 tarihi ile 30.04.2008 tarihleri arasında başlamış kişiler için, 4500 prim günü ve 25 yıl sigortalılık şartı ya da sigorta yılı dikkate alınmaksızın 7000 prim günü, 01.05.2008 tarihi ve sonrasında ilk defa sigortalılığı başlamış kişiler için, 5400 prim günü ve 25 yıl sigortalılık şartının birlikte sağlanması gerekmektedir.

Sigortalılık başlangıç tarihi ilk defa 08.09.1999 tarihinden önceki uyuşmazlıklarla ilgili birçok uyuşmazlık üst mahkemelerce sonuçlandırılmıştır. Örneğin, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020 yılında karar verdiği bir davada[1] davacının, davalı işyerinde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışırken Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) verdiği 14.05.2015 tarihli dilekçe ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, SGK’dan aldığı yazıda sigortalılık süresinin 16 yıl ve 4401 gün prim ödemesi olup yaş dışında diğer şartları sağlayarak emeklilik aylığına hak kazanıldığının belirtildiği, bu yazıya istinaden iş sözleşmesini 22.05.2015 günü emeklilik gerekçesiyle feshettiği ve ertesi gün başka bir işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmıştır.

Davalı işveren ise davacının, 01.06.2015 tarihinde işe başladığını, halihazırda işyerinde çalışmakta iken başka bir işyeri ile 29.04.2015 tarihinde iş görüşmesi yaparak önce iş bulduğu ve daha sonra ise iş sözleşmesini yaş dışında emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile feshettiği, davacının Medeni Kanunu’nun 2. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun olarak kullanmadığı, hakkın kötüye kullanımını hukukun korumayacağı gerekçesiyle kıdem tazminatı talebini reddettiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkeme tarafından haklı bulunan işverenin talebi karşısında Yargıtay’a temyiz başvurusu yapan davacının talebi haklı bulunmuş ve yasadan doğan emeklilik hakkını kullanmak amacıyla iş sözleşmesini feshinin hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağına karar verilmiştir.

Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015 yılında aynı konuda verdiği diğer bir kararda[2], davacı işçinin yasal koşullara sahip olmasına rağmen, önce iş bulduğu ve yeni işyeri ile sözleşme imzaladığı, daha sonra ise devam eden iş sözleşmesini yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile feshettiği, bu nedenle Medeni Kanunu’nun 2. Maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. Maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmadığı ve hakkın kötüye kullanımını hukukun korumaması gerektiği dolayısıyla davacının kıdem tazminatı isteğinin reddinin gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak; yaş dışında diğer şartları sağlanmış olması gerekçesiyle iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmesinden önce başka işyeri ile iş görüşmesi yapılması, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 2015 yılında dürüstlük ve hakkın kötüye kullanılması ilkelerine aykırı bulunmuşken, 2020 yılında aynı eylem aynı Daire tarafından anılan ilkelere muhalif bulunmamıştır. İlgili Dairenin içtihat değişikliğinin sebebi anlaşılamamakla birlikte, 2015 yılında verilen kararın daha isabetli olduğu kanaatinde olduğumuzu belirtmek isteriz.

[1] 14/10/2020 tarihli ve 2020/11793 Karar Numaralı

[2] 04.03.2015 tarih ve 2015/9012 Karar Numaralı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.
*
*

WhatsApp chat